Mustafa Balbay…
Gazeteci… Yazar… Milletvekili… Cumhuriyet gazetesi eski Ankara temsilcisi ve yazarı…
Balbay, kamuoyunda “İkinci Ergenekon davası” olarak bilinen davada tutuklu olarak yargılanıyor. İddianamede Balbay’ın işlediği iddia edilen suçları alt alta sıraladığınızda ilginç bir tablo çıkıyor ortaya:
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma… Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme… Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Tahrip Etme Amacı Dışında Kullanma Hile İle Alma Çalma… Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik Etme… Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme… Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Temin Etme… Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Temin Etme…
Balbay, bu suçları işledi mi gerçekten? Şöyle elinizi vicdanınıza koyun ve bir düşünün bakalım. Tek “silahı” kalemi, “mermisi” de sözcükler olan, onlarca kitap, yüzlerce makale sahibi bir gazeteci-yazarın silahlı terör örgütüne üye olup olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs edip etmediğini, kısacası suçlu olup olmadığını yargılamanın sonunda göreceğiz. İşte onun için sabırla bekliyoruz yargılamanın bitmesini…
Balbay bekliyor… Ailesi bekliyor… Sevenleri, dostları, arkadaşları bekliyor… Cumhuriyet okurları bekliyor… Tam 1141 gündür süren yargılamanın bitmesini bekliyoruz! Tam 1141 gündür bekliyor Mustafa Balbay…
Nedir 1141 gün?
Alt tarafı dört basamaklı bir sayı işte… Öyle milyonları, milyarları düşünürseniz lafı bile edilmez. Ama her saniye sadece bir sayıyı söyleyerek saymaya başlasanız, 1141’e ancak 19 dakika sonra ulaşabilirsiniz. Yani 1’den 1141’e sayarak ulaşmak için bile yaşamınızın 19 dakikasını feda etmeniz gerekir. Oysa Mustafa Balbay 1141 gündür demir parmaklıkların ardında… Yani 1 milyon 643 bin 40 dakika…
Nedir 1141 gün?
163 hafta…
38 ay…
3,12 yıl…
Mustafa Balbay tutuklandığında doğan bebeler, şimdi yürümeye, konuşmaya başladılar. Mustafa Balbay tutuklandığında okula başlayan çocuklar, okumayı çoktan söktü, şimdi üçüncü sınıfa gidiyorlar. Oysa Mustafa Balbay 1141 gündür yargılanıyor, suçsuzluğunun ortaya çıkmasını bekliyor… Tam 1141 gündür bekliyor Mustafa Balbay…
Üstelik bu sürenin 417 gününü de hücrede geçiriyor. Televizyon yok… Bir ses, bir nefes yok… Her şey gözetim altında… Sabah kalk, akşama kadar dakikaları, saatleri say, günde üç öğün yemek ye, akşam yine yat… Yarın yine aynı şeyler… 1 gün değil, 5 gün değil, 10 gün değil… Tam 417 gündür hep böyle…
1 yıl, 1 ay, 22 gündür hücrede Mustafa Balbay… En azılı mahkûmlar bile böyle bir cezaya çarptırılmış mıdır acaba?
Oysa Mustafa Balbay, daha suçlu değil ki cezalandırılsın? Yargılama sonuçlanmamış, suçu sabit görülmemiş, hüküm giymemiş, aldığı ceza belli olmamış ki…
Mustafa Balbay masumdur şu anda…
Örneğin Cumhurbaşkanı kadar masumdur. Rahmi Koç kadar masumdur. Nazlı Ilıcak, Nagehan Alçı kadar masumdur. Ali Ağaoğlu kadar, Rıdvan Dilmen kadar, Ahmet Altan kadar, Sezan Aksu, Orhan Pamuk kadar masumdur! Hatta bütün bu kişilerden çok daha masumdur Mustafa Balbay…
Balbay’a yöneltilen suçlamalardan biri de “Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme…” İddianame açıklanıp bu suçlama ifade edildikten sonra, Balbay 2011 yılı genel seçimlerinde İzmir’den milletvekili seçildi. Başbakan’ın ve iktidar yandaşlarının dillerine pelesenk ettikleri milli irade, Balbay’a yöneltilen bu suçlamayı ciddiye bile almadı ve “Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs” ettiği iddia edilen Mustafa Balbay’ı milletin vekili olarak Meclis’e gönderdi.
Mustafa Balbay, 313 gündür milletvekili… Ama tutuklu bir milletvekili… Tıpkı Mehmet Haberal gibi… Tıpkı Engin Alan gibi… Aslında tutuklu olan milli irade… Evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, zimmetine para geçirme gibi iddialarla yargılansaydı, acaba tutuklanır mıydı Mustafa Balbay?
Masum Balbay, 1141 gündür yargılanmıyor aslında… Cezalandırılıyor! Tıpkı aylardır, yıllardır tutuklu olarak yargılanan diğer gazeteciler gibi… Tuncay Özkan gibi mesela… Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu gibi… Aydınlık ve Ulusal Kanal çalışanı gazeteciler gibi… Ama Nedim Şener ile Ahmet Şık tahliye olduktan sonra, yıllardır tutuklu yargılanan gazeteciler konusu kamuoyunun ve medyanın gündeminden düştü. Ne garip bir toplum olduk, her sabah acaba nasıl bakıyoruz aynaya?
Bugünkü koşullar ve “ileri demokrasinin” hali pür melali dikkate alındığında pek olacağını sanmıyorum, ama diyelim ki yarın Mustafa Balbay tahliye edildi. Yargılanmakta olduğu dava sonuçlandığında da kendisine yöneltilen bütün suçlamalardan aklandı.
Peki, o zaman ne olacak?
Mustafa Balbay, yaşamından çalınan 1141 günün hesabını kimden soracak? Bu toplum, bu devlet, bu hukuk sistemi bir kişiyi 1141 gün özgürlüğünden yoksun bırakmanın hesabını nasıl verecek?
Denilebilir ki, “sen hiç merak etme, devlet kimseye borçlu kalmaz! Mustafa Balbay ve onun durumunda olan diğerleri hiç suçlu olmasalar bu kadar süre tutuklu olurlar mıydı? Sonunda münasip bir ceza kesiliverir, adalet yerini bulur!”
İleri demokrasiye yakışan da böyle bir “hukuk” değil mi zaten? Eğer mantık buysa, eğer kimin suçlu, kimin masum olduğuna daha en baştan birileri karar vermişse, süreç içinde milli iradenin de adaletin de hükmü kalmamışsa, o zaman ne gerek var o mahkemelere, yargılamalara? Hukuk, çalınan minareye kılıf bulma sanatı mıdır?
Güzel ülkemde ne yazık ki öyledir…
“İnsanın ettiği kötülüğü akrep bile etmez insana… Cümle mahlûkat dile gelip ‘aman’ der, ama insan dediğin durmaz, kıyıp da geçer…”
(*) Bu yazı 19 Nisan 2012 tarihinde yazılmıştır.